Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen iç organ kanseri ve tüm dünyada en sık görülen ikinci kanser türü…  Yaklaşık olarak her yıl 6 erkekten birinin prostat kanserine yakalanacağı ve her 38 erkekten birinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybedeceği tahmin edilmekte. Tüm dünyada her yıl 899.000 yeni prostat kanseri saptanmakta ve 258.000 kişi prostat kanseri nedeniyle kaybedilmekte.

Prostat kanseri nedir?

Prostat, çok küçük bir organ. İdrar torbasıyla makat bölgesi arasında yer alan, kestane büyüklüğünde küçücük bir organ.  Bakıldığında çok fazla bir detayı yok gibi görünse de aslında oldukça önemli. Erkeklerde en sık görülen kanser türü olarak prostat kanseri üst sıralarda yer alıyor.

Prostat kanseri diğer kanser türlerinden biraz daha farklı.  Bunun nedeni hakkında çok kesin ve net bir bilgi elde edilemiyor. Günümüzde prostat kanseri ile ilgili bilinenler; sadece ergenlik sonrası üretilmeye başlanan hormonların prostat üzerindeki uzun yıllar süren etkisi sonucunda çıkmış bir tümör olarak bilinmesi…

Prostat kanseri risk faktörleri neler?

En önemli risk faktörleri yaş, aile hikayesi. Normalde prostat kanseri için rutin kontroller 50 yaş sonrası yapılmakta. Ama ailede prostat kanseri varsa bu rutin kontroller 40 yaşında başlıyor.  Tüm prostat kanserlerinin %10’unun babadan oğla kalıtım yoluyla geçtiği tahmin edilmekte. Prostat kanserine yakalanmaya neden olacak şeyler biraz tartışmalı…  Aşırı alkol tüketiminden bahsedilebilir, sigara tüketiminden bahsedilebilir. Fazla kilo, çok yağlı beslenmenin bazı etkileri olduğu söyleniyor.  Genetik bazı özellikleri var, fakat daha henüz netleşmemiş…

Prostat kanserinin kesin nedeni bilinmediğinden günümüzde bir çok vakada hastalığın oluşmasını engellemek mümkün değil. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar, diyet ve yaşam şekli değişiklikleri ile prostat kanseri riskinin azaltılabileceğini gösteriyor. Yani prostat kanseri, bir meme kanseri kadar genetik geçiş üzerine bir bilgimizin olduğu bir tümör değil…  Ancak önemi şu; yakalanması nispeten daha kolay bir kanser türü,  çünkü çok basit bir PSA ölçümüyle en azından prostat kanseri riski olup olmadığını ölçme imkanına sahip olunabiliyor. O yüzden basit bir tarama yöntemiyle teşhise gidebilme şansı elde ediliyor. Peki ya, zor tarafı ne? Prostatın iyi huylu büyümesi yani benin prostat hipertrofisi ile prostat kanserinin belirtileri birbirine benzemesi… Bu belirtiler birbirine benzediği için bazen bunları birbirine karıştırmak mümkün olabiliyor, kanserin teşhisinde gecikmeler söz konusu olabiliyor.  Bu ortak belirtiler;  geceleri sık idrara çıkma, idrarın akım hızında azalma…  Gençken daha uzak mesafeye idrarı yapabilirken, yaşlandıkça bu mesafe azalmaya başlıyor.  idrar daha ince çıkmaya başlıyor.  Bunların hepsi maalesef aynı zamanda normal prostat yani yaşa bağlı benin prostat hipertrofisinde de görüldüğü için bazı kişiler bunu önemsemeyebiliyorlar.  Bazı doktorlara gittiğinizde basit tedavilerle geçiştirebiliyorlar. Halbuki prostat kanseri tedavisi en kolay, yaşam süresi en uzun kanserlerden biri. O yüzden erken teşhis edilmesi prostat kanseri için son derece önemli.

Eğer ağrılı idrar yapma ya da zorlanarak idrar yapma durumunuz varsa ve gece tuvalete sık gidiyorsanız hemen bir doktora başvurmalısınız.

PSA ölçümünden sonraki aşamalar neler?

PSA ölçümünden sonra eğer tümörle ilgili kuvvetli bir şüphe varsa, doğal olarak oradan bir biyopsi alma aşaması söz konusu oluyor. Artık biyopsi oldukça kolaylaştı ve hastalar açısından çok büyük sıkıntılar yaratılmayacak şekilde çok basit bir anestezi altında hastayı çok kısa sürede biyopsiye alma imkanı mevcut.  Biyopsi sonuçları patolojide inceleniyor veya kanser saptanırsa bu hastalara kimi zaman kemik taraması artı mr çekiliyor, bazen psma işaretleyici scannerlarla tarayaraktan öncelikli olarak; hastalığın vücuda yayılmış mı yoksa sadece beli bir bölgede sınırlı mı anlamak mümkün oluyor. Bu son  derece önemli.  Çünkü elinizde yeterli tetkik imkanları yoksa hastalığın nerelere sirayet ettiğini bilme imkanı yok. Bu yüzden doğru tedavi merkezini bulmak çok önemli…

Tüm bu aşamalardan sonra çıkan sonuçlara göre; ürolog, radyoloji, nükleer tıp, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisi olarak tüm ana branşlar beraber olarak tedaviye karar veriyor. Filmler inceleniyor ve hasta için hangi yöntemin daha iyi olacağına karar veriliyor. Sonuç ameliyat olabilir ya da radyoterapi olabilir.  Bu karar aşamasından sonra eğer bir radikal propstatektomi yapılacaksa bu yaklaşık olarak 10 12 günlük bir süreyi kapsıyor.

Radyoterapi söz konusu olursa burada iki tip olasılık var:

Başlangıç aşamasında yakalanmış prostat kanserli hastalara elekta hd versa cihazında var olan bir özel teknik var.  Küçük bir alan yüksek dozda stereotaxic radyoterapi veriliyor. Aynı hasta ameliyat olmuş gibi prostat bölgesindeki tümörü küçültme yok etme şansına sahip olunuyor.  Bazen biraz daha ilerlemiş bir tümörle karşı karşıya kalınırsa, bunların tedavisi daha uzun süre oluyor.  Yaklaşık olarak 8 haftaya yakın bir süre hasta radyoterapiye giriyor.  Radyoterapi günlük 10 dakika süren basit, kolay bir tedavi. Visit to be Treated aracılığıyla tedaviniz veya istediğiniz hizmet için Türkiye’nin en iyi hastanelerinden tedavi planı ve tedavi fiyat teklifi alabilirsiniz. Formu doldurmanız yeterli.