Kalp, anne karnından yaşamın sonuna kadar mesaisi bitmeyen, yaradılışa en mükemmel örnek, yaşamın en büyük belirtisi olarak gösteriliyor. Ne yazık ki kalp hastalıkları yaşamı tehdit eden hastalıklar listesinde ilk sırada yer alıyor.

Doğru hastane seçiminin kalp hastalıkları için önemi

Her hastalık her hastanede şifa bulamıyor. Tıp sürekli gelişim gösteren bir alan ve bu gelişimi takip eden sağlık merkezleri hastalar için daha uygun oluyor. Bu tip merkezlerde tedaviler hem daha hızlı hem daha kolay ve verimli oluyor. Birçok hastalıkta olduğu gibi kalp hastalıklarında da işinde uzman bir takımla çalışmak işin püf noktası oluyor. Kalp hastalığınızın teşhisinde, tedavisinde tek bir doktor değil, her biri dalında önemli isimlerle kararlar verilmesi tedavi sürecini olumlu etkiliyor.

Kalp hastalıkları için uygulanan açık ve kapalı ameliyatlar ve yöntemler

Bundan yaklaşık on, on beş yıl öncesinde pek çok hastalık ameliyatla tedavi ediliyorken günümüzde artık bazı kalp hastalıklarının ameliyatsız tedavisi de mümkün olabiliyor. Uzmanlar bu konuyla ilgili araştırmalar yapıyor; hastaya minimum giriş yaparak, tedavi sayesinde hemen kişinin normal hayatına dönmesini hedefliyor. Teknolojik gelişmeler doktorlara büyük rahatlık sağlıyor. Örneğin eskiden anjiyografi çok zor ve zahmetli iken gelişen teknoloji sayesinde daha kolay yapılabiliyor. Üstelik pratikliğin yanında komplikasyon ihtimali de düşüyor. Kalp damarlarında görülen bir takım darlıklar, tıkanıklıklar eskiden sadece bypass ile tedavi edebilirken günümüzde artık pek çok yeni teknoloji ürünü stentle tedavi mümkün oluyor.

Anjiyografi işlemi nedir? Eski ve yeni yöntemlerin farkları nelerdir?

Gelişen teknoloji sayesinde anjiyografi işlemleri de oldukça pratik ve güvenli bir halde gerçekleşebiliyor. Bundan on yıl öncesinde sadece kasıktan ve oldukça kalın malzemelerle yapılabilen bir işlem olan anjiyografide hastalar uzun saatler yatmak zorunda kalırken ve komplikasyonlara açık bir süreç yaşarken, günümüzde yapılan anjiyografide bu zorluklar minimuma iniyor. Yeni yöntemde hastaların çoğunda el bileğinden anjiyografi tercih ediliyor, el bileğindeki atardamardan lokal anesteziyle giriş yapılıyor. İşlem yaklaşık on dakika sürüyor ve ağrısız hatta sohbet edilerek gerçekleşebiliyor. Yapılan işlemde bebeklerde kullanılan inceliklerdeki kateterlerle kalbe ulaşılıyor. Verilen özel boya maddesi sayesinde kalbi besleyen damarlar görüntüleniyor. Bunlara koroner damar deniyor. İşlem esnasında hangi damarda ne kadar darlık olduğu tespit ediliyor. Yani aslında koroner anjiyografi bir teşhis yöntemi olarak kullanılıyor. Teşhis konduktan sonra ilerlemeye dair hemen gereken karar verilebiliyor. Kısa süren bu ağrısız yöntemde eğer hasta çok heyecanlıysa, hafif sedasyon denilen uyku getirici ilaçlar da kullanılabiliyor.  En büyük avantaj ise hastan bu işlemden hemen sonra yürüyerek hastaneden çıkıp gidebiliyor.

Stent ile damar darlıkları nasıl tedavi edilir? Stent ve bypass farkı nedir?

Günümüzde kalp hastalıklarının çoğu bypass yapılmadan stent ile tedavi edilebiliyor. Uzmanlar aslında stent ile neredeyse açılamayacak hiçbir koroner damar olmadığını söylüyor. Eskiden kesinlikle açılmaz, tamamen tıkanmış denilen damarlar günümüzdeki teknoloji ile açılabiliyor.

Geçmişte sadece ameliyatla tedavi edilebilen kalp hastalıkları artık, mevcut stent teknolojisinin çok ilerlemiş olması, üçüncü nesil stentler, eriyebilen stentler, tıkalı darlıklardan geçecek tellerin artık çok ince olması gibi artılar sayesinde tedavi edilebiliyor. Olumlu sonuç alma oranı %98’lere ulaşıyor. Stent işlemi bu gelişmeler sayesinde bypass kadar etkin oluyor.

Herkese stent tedavisi uygulanabilir mi?

Hemen hemen herkese stent tedavisi uygulanabiliyor. Kadın, erkek, yaşlı, genç, şeker hastası olmak stent işlemi için sorun teşkil etmiyor. Kalp kriziyle hastaneye yatan 28 yaşındaki bir hastada da 97 yaşındaki bir hastada da stent işlemi yapılabiliyor ve hastalar işlem sonrası kısa sürede normal hayatlarına dönüyor. Eskiden stent konulamaz denilen bölgelerde de artık yeni geliştirilmiş stentlerle tedavi sağlanabiliyor. Stent koyulduktan sonra hastaların yaklaşık bir sene boyunca kan sulandırıcı alması gerekiyor. Bu koruyucu tedavi stentlerin üzerinde yeniden bir pıhtı olmaması için yapılıyor.

Eğer kanamalı bir durum varsa yani hastanın kanamaya yatkınlığı varsa o durumda, kan sulandırıcının daha az süreyle kullanılabileceği, daha özel bir stent kullanılıyor. Bazen bu vakalar için bypass ameliyatı da önerilebiliyor.

Kalp hastalıkları ne kadar riskli?

Birçok hasta ameliyattan korktuğu için tedavilerini erteliyor. Oysaki kalp hastalıkları tedavi edilmezse ölümcül olabiliyor. Her hastalıkta olduğu gibi kalp hastalıklarında da erken teşhis ve doğru tedavi hayat kurtarıyor.

Stent ne kadar dayanıyor, ileride değiştirmek gerekiyor mu?

Uzmanlar stentlerin paslanmaz çelikten yapıldıkları için ömrünün aslında insan ömründen çok daha uzun olduğunu söylüyor. Eski nesil stentlerde değişim gerekebiliyorken yeni nesil stentlerde yani ilaçlı stentler ve eriyebilen stentlerde bu ihtimal ortalama %8’lere gerilemiş bulunuyor. Yani yeni nesil stentlerde deforme olma, yerinden oynama gibi ihtimaller yok denecek kadar az oluyor.

 

Kalp yetmezliği, kalp kapağı rahatsızlıkları gibi farklı kalp hastalıkları için artık ameliyatsız kapalı yöntemler de kullanılıyor. Ağrısız geçen bu işlemlerde el bileği ya da kasıktan giriş yapılabiliyor. Visit to be Treated aracılığıyla tedaviniz veya istediğiniz hizmet için Türkiye’nin en iyi hastanelerinden tedavi planı ve tedavi fiyat teklifi alabilirsiniz. Formu doldurmanız yeterli.