Kanser dünyada ölüme en fazla yol açan ikinci hastalık olma özelliğini korurken jinekolojik kanserlerde de artış gözleniyor. Rahim ağzı, rahim, yumurtalık, vajen, vulva ve tüplerde görülen kanserlerinden oluşan jinekolojik kanserlerden korunmak için yılda bir kere kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması ve test yaptırılması öneriliyor.

Kanser hala insanoğlu için en tehlikeli hastalık grubunda olsa da artık erken teşhisle bir çok kanser türü kolayca tedavi edilebiliyor. Jinekolojik onkoloji kadın hastalıkları ve doğum branşı içinde kadın kanserleri ile kadın üreme sistemi kanserleri ile ve bunun cerrahisi ile ilgilenen bir bilim dalı üst ihtisas dalı. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olmak için geçirdiğiniz eğitimin üstüne uzman olduktan sonra bir 4 sene daha, kanserlerin cerrahisi, tedavisi, tanısı konusunda ek bir eğitim almanız gerekiyor. Jinekolojik bilim dalı; kadın üreme sistemindeki yumurtalıklar, rahim vajina vulva adı verilen dış cinsel bölge, bunların geliştirdiği kanserlerin  teşhisi ve tedavisiyle uğraşan meşakkatli  ve özel eğitim gerektiren bir branş.

Jinekolojik kanser cerrahisi tecrübe isteyen , hastanenin olanaklarıyla başarı oranının yükseldiği operasyonlar.

Rahim ağzı (serviks), rahim (endometriyum), yumurtalık (över) ile dış genital organ (vulva ve vajen) kanserleri jinekolojik kanserler olarak isimlendirilmektedir. Rahim ağzında meydana gelen hücresel değişiklikler, kanser aşamasına ulaşmadan, teşhis edilebiliyor. Bu süreçte, mevcut olan patolojiye karşın hastalar hiçbir belirti hissetmez. Bunun için cinsel yaşama başlamış olan her kadının senede bir defa vajinal smear (akıntı tahlili) yaptırması gerekir. Genel olarak erken tanı için bu test yeterlidir. Smear, bir tarama testi dir. Şüpheli bir bulgu tespit edildiğinde rahim ağzı bölgesinin optik bir teknik ile büyültülerek (kolposkopik inceleme) değerlendirilmesi gerekir. Daha sonra ise bu alandan patolojik inceleme için doku alınır. Rahim ağzı kanserinin gelişmesinden sonra ise en belirgin belirtilerden biri cinsel ilişki sonrası ortaya çıkan kanlı vajinal akıntıdır. Ne yazık ki hastalığın ilerlediği safhalarda belirgin vajinal kanama ve ağrı meydana gelir.

Rahim kanseri (endometriyum) çoğunlukla 50-60 yaş grubunun hastalığı olarak karşımıza çıkar. Şeker hastalarında, doğum yapmamış ve şişman kadınlarda daha yaygın şekilde görülür. Adet düzeninin bozulması ya da menopozdan sonraki dönemde olan vajinal kanama en belirgin belirtilerinin başında gelir.  Jinekolojik muayene ve beraberinde yapılan ultrasonografi rahim kanseri tanısı için yapılması gerekli olan işlemlerdir. Kesin tanı için rahmin içinden doku alarak patolojik inceleme yapmak gereklidir.

Kanser ameliyatları nasıl yapılıyor?

Kanser çeşidini, hastanın karnını boydan boya kesmeden, haftalarca hastanede yatırmadan, teknoloji sayesinde yapabilmek mümkün. Laparoskopik cerrahi, artık zaten rutine oturmuş durumda. Nerdeyse hastaların %80-90’ı kapalı cerrahi ile kanser ameliyatına alınır. Buna sadece organın alınması değil, lef bezlerin temizlenmesi,  omentum organın temizlenmesi, bunların hepsi dahil. Bu operasyonlarda artı robotik cerrahi kullanılabiliyor. Kişi çok daha kısa süre hastanede kalıyor, daha az travma yaşıyor, daha kısa sürede iyileşiyor.

Kanser tedavisi, sadece cerrahın ameliyathaneye, hastanın gerekli organını kesip aldığı, gerekli ameliyatı yaptığı bir şey değildir. Bu sadece cerrahi kısmıdır. Bunun arkasından gelmesi gereken diger bölümlerle iş birliği içinde gitmesi gereken şeyler vardır. Ameliyata girmeden önce görüntüleme yöntemleriyle, radyolojiyle, gerekiyorsa pctle ne kadar yaygın olduğu tespit edilir. Ne kadar büyük bir ameliyat yapmak zorunda olduğunu saptamaktan başlayıp, ameliyattan sonra bu hastanın bütün kanseri çıkarılır. Ancak hücre düzeyinde kalan bir şeyler varsa, bunda da radiyotrapi verilmesi gerekiyor. Radiyoterapiyi en ileri teknoloji makinayla, komşuluktaki organlara zarar vermeden, sadece hedeflediğiniz bölgeyi kanserden temizleyerek radyoterapi verme imkanı artık var.

Kapalı ameliyatta neden Türkiye tercih ediliyor?

Her ülke vatandaşlarının Türkiye’yi tercih etmesini sağlayan farklı sebepleri olabiliyor. Mesela ilerleme ve ekipman olarak geri diyemeyeceğimiz İngiltere’de bir rahim ağzı kanseri için ameliyat olmak için beklemeniz gereken sıra 6 ayı buluyor. Teşhis edildikten sonra bir jinekolok onkolok tarafından size ameliyat randevusu verilebilmesi 6 ayı buluyor. Dolaysıyla 6 ay bekleyemeyeceğiniz bir hastalık için beklememek için en iyi cerrahinin yapıldığı yeri hastalar bulup geliyor.

Türkiye’de tedavi olmanın en büyük avantajlarından biri de gelişmiş ülkelerle arasında olan fiyat farkı. Aynı teknoloji, yurtdışında eğitim almış çok tecrübeli doktorlar ve aynı kalite çok uygun ücretlerle sağlanabiliyor.

Yurtdışından gelen hastaların genellikle kısıtlı zamanları oluyor. bu yüzden de Visit to be Treated aracılığı ile yurt dışından gelen hastaların o kısıtlı zamanlarını en iyi şekilde değerlendiriyor.

Eğer ileri evre yumurtalık kanseri, over kanseri, değilse bunun dışındaki kalan diğer kanserlerde 1 ya da 2 gün hastanede yatması, kapalı cerrahi ve robotik cerrahi de yeterli olacaktır. Ondan sonra da eğer hasta herhangi bir tehlike yaratmayan durumdaysa, çoğunlukla 2-3 gün sonra tekrar ülkesine uçabilir. Ama ileri evre yumurtalık kanserinde, kapalı ameliyatlarda dünya üstünde başarılı şekilde yapılamıyor.  Sadece çok ilerlemiş yumurtalık kanserinde hastanın en az 4-5 gün hastanede geçirecek şekilde planlaması, taburcu olduktan da 2 gün sonra ülkesine dönebilmesi mümkün.